Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi Değerlendirme Yaptı
Vahit Kirişçi, Aksaray’da bir oturum düzenledi ve açıklamalarda bulundu: “..Kendi duruşumuza dönecek olursak böyle bir global ülkenin, böyle bir küresel oyuncu olduğunu gösterme yolunda, hızla yol alan bir ülkenin bunun tarım ve orman alanında altını doldurması gerekiyor. Biz de bakanlık olarak göreve geldiğimiz günden beri ağırlıklı olarak bu konuya ilgi gösteriyor ve bu konudaki bizim temel vizyonumuzu ortaya koymaya çalışıyoruz.”
Vahit Kirişçi’den Su Kaynakları Yorumu
Vahit Kirişçi: “Bu vizyonun gereği olarak değerli arkadaşlar Türkiye her şeyden önce bir: Su zengini bir ülke olmadığını kabul edecek. Biz şu anda bulunmuş olduğumuz Aksaray’da üç yüz otuz dört milimetre yıllık yağış ortalamasına sahibiz. Türkiye ortalaması beş yüz yetmiş dört milimetre ama bu beş yüz yetmiş dört milimetre keşke homojen, yeknesak olsaydı ama Artvin’de iki bin beş yüz milimetre, Konya bölgesinde, Aksaray’ın da içinde yer aldığı bu bölgede iki yüz elli, üç yüz, üç yüz elli milimetre.
Yani bizim böyle efelenmemizin böyle bonkör davranıyor olmamızın hiçbir (bize) faydası yok. Biz kendi kısıtlarımızı iyi bilmek durumundayız. Yani biz diyeceğiz ki biz su zengini bir ülke değiliz. O halde suyu en verimli, en tasarruflu şekilde kullanmak durumundayız.
Tabii ki suyun yüzde yetmiş gibi yetmiş dört gibi önemli bir bölümü tarımsal sulamada kullanıldığı için biz bakanlık olarak tarımsal sulamaya önem vereceğiz. Burada su tasarrufuna önem vereceğiz. Aynı zamanda içme ve kullanma suyuyla ilgili de burada da bizim böyle bir hovardalık, böyle bir savurganlık yapma lüksümüz yok. Bunun da bir gün tükenebileceğini görmemiz gerekir.
Sizin vurmuş olduğunuz A noktasındaki kuyu biliniz ki çok uzaktaki bir kuyunun da kullandığı aynı havuz içerisindedir. Yani yerin altındaki aynı teknededir. Aynı su haznesindedir Dolayısıyla: ‘Ya ben burada vurdum, o orada.’ Hayır böyle bir şey yok. Bizim yer altı su kaynaklarımızın böyle kendine has birtakım yerin altında bir arada olduklarını bir hazne içinde bulunduklarını görmemiz gerekir. Birincisi bu değerli arkadaşlar.”
Vahit Kirişçi’den Toprak ve Mera Değerlendirmesi
İkincisi: (burası da önemli) Biz toprak zengini, mera, zengini bir ülke değiliz. Biz, bundan dolayı topraklarımızı ve mera alanlarımızı mutlak suretle korumamız gerekir. Orman konusunda daha iyi durumdayız. Orman alanlarımızı yapmış olduğumuz ağaçlandırmalar çerçevesinde alan olarak da ağaç olarak da artırıyoruz ama bizim tekrar söylüyorum; tarım arazileri, meralar bunlarla ilgili çok dikkatli, çok özenli olmamız gerekir.
Bunu öncelikli ve ilk olarak stratejik adını verdiğimiz ürünlerin üretimi için kullanmak zorundayız. Yani biz kıtlık denildiğinde Allah göstermesin aklımıza ilk gelen ekmektir. Ekmekten dolayı undur. Unun da kaynağı buğdaydır. Biz bunu aklımıza getirmekle ve bu ürünlerin üretimini en üst noktada kendi ihtiyacımızı karşılayacak şekilde üretmek durumundayız.
Nüfusa Yetecek Kaynak Kullanımı
Bakınız 2053 İstanbul’un fethinin 600. yıl dönümü olacak inşallah. Onu biz görürüz görmeyiz ama otuz bir yıl sonra biz o bugünkü nüfus projeksiyonuna göre yüz beş milyona nüfusumuzun çıkacağı ifade ediliyor ve bu yüz beş milyona karşılık da Türkiye gibi aslında daha büyük bir potansiyeli var ama asgariden birebir olsa tam yüz beş milyonda bu ülkeyi bir turist kafilesinin grubunun ziyareti öngörülüyor.
Ben ihracattan söz etmiyorum. Bizim ülkemize gelecek sığınmacılardan veyahut da geçici statüdeki sığınmacılardan söz etmiyorum. Sadece o günkü turist popülasyonu, o günkü ülke nüfusu. İkisini topladığınızda iki yüz on milyon ediyor değerli arkadaşlar. Şimdi biz şunu diyebilir miyiz? Ya seksen beş milyon. Hele şu seksen beşi doyuralım. Peki yarını nasıl doyuracağız? Ertesi günü nasıl doyuracağız? Her yıl yedi yüz bin yeni nüfus nüfusumuza eklemleniyor.
Bunu unutmamamız gerekiyor Dolayısıyla topraklarımızı koruyacağız. Topraklarımızda da en verimli şekilde topraklarımızı stratejik ürünler öncelikli olmak üzere üretim için harekete geçireceğiz.